BLUF: Kamulaştırmasız el atma, idarenin kanuni usule uymaksızın taşınmaza el koymasıdır. Anayasa m.46 kamulaştırmayı gerçek karşılığın peşin ödenmesi şartına bağlar. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu Geçici m.6, 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki fiili el koymalar için özel bir rejim kurar ve burada uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Uzlaşma sağlanamazsa uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir; değer, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınarak belirlenir.
Anayasal Çerçeve: Kamulaştırmanın Şartı
Kamulaştırmasız el atmanın hukuka aykırılığı, kamulaştırmanın anayasal koşullarından çıkar:
Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Üç koşul birlikte aranır: kamu yararı, gerçek karşılığın peşin ödenmesi ve kanunla gösterilen esas ve usullere uyulması. Anayasa ayrıca ödeme biçimini de düzenler: kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Taksitlendirmenin mümkün olduğu sınırlı hâllerde taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir. Ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. İdare bu usulü işletmeksizin taşınmaza el koyduğunda ortaya çıkan durum kamulaştırmasız el atmadır.
Fiili El Atma ve Hukuki El Atma
Uygulamada iki görünüm ayrılır. Fiili el atma, idarenin taşınmazı fiziksel olarak kullanması, üzerinden yol geçirmesi, üzerine tesis yapması veya taşınmazı fiilen işgal etmesidir; malik taşınmazını fiilen kullanamaz hâle gelir. Hukuki el atma ise idarenin imar planı gibi düzenleyici işlemlerle taşınmazı umumi hizmete ayırarak malikin tasarrufunu hukuken kısıtlamasıdır; fiziksel bir müdahale yoktur ancak mülkiyet hakkının kullanımı engellenir. Kanun bu iki görünüme farklı hükümlerle yaklaşır ve doğru yolun seçimi davanın kaderini belirler.
Fiili El Koyma: Geçici Madde 6 Rejimi
Kanun, belirli bir tarih aralığındaki fiili el koymalar için özel ve ayrıntılı bir usul kurar:
Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır.
Tarih aralığının dışında kalan el koymalar bu maddenin kapsamında değildir; bu nedenle el koyma tarihinin tespiti ilk yapılacak iştir.
Uzlaşma Bir Seçenek Değil, Dava Şartı
Bu rejimin en kritik ve en çok gözden kaçan kuralı şudur:
Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
Yani uzlaşma aşaması tüketilmeden doğrudan dava açılamaz. Süreç, idarenin daveti veya malikin müracaatı ile başlar. Taşınmazın tahmini değeri, kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra uzlaşma komisyonu, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin talep sahibini uzlaşma görüşmelerine davet eder. Görüşmeler, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirde davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve sonuç bir tutanağa bağlanır. Önemli bir güvence vardır: bu tutanak ile uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez.
Uzlaşmanın içeriği yalnızca para değildir. Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir. Uzlaşılan bedel bütçe imkânları dâhilinde taksitli olarak da ödenebilir; taksitli ödeme süresince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.
Uzlaşma Sağlanamazsa: Üç Aylık Süre
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir.
Bu üç aylık süre kaçırılmamalıdır. Davanın konusu bedel tespitidir ve değerlemenin tarihi bakımından kanun açık bir ölçüt koyar: dava açılması hâlinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınarak, mahkemece Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Dolayısıyla "bedel her hâlde el atma tarihindeki rayiç değere göre belirlenir" biçimindeki yaygın ifade bu rejim için doğru değildir: değerin tarihi dava tarihi, niteliklerin tarihi ise el koyma tarihidir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Masraflar bakımından da özel bir kural vardır: bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri, bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. Bu, yüksek değerli taşınmazlarda nispi harç yükünü ortadan kaldıran önemli bir kolaylıktır.
Hukuki El Atma: Ek Madde 1 ve Anayasa Mahkemesi İptalleri
İmar planıyla kısıtlanan taşınmazlar için Kanuna 2016 yılında Ek Madde 1 eklenmiştir. Maddenin yürürlükte kalan hükmü idareye bir yükümlülük getirir:
Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.
Buna göre idare, beş yıl içinde ya kamulaştırma yapmak ya da kısıtlılığı kaldıracak plan değişikliğine gitmek zorundadır. Ancak maddenin geri kalanı büyük ölçüde ayakta değildir: maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181, K.: 2018/111 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir; birinci fıkradaki bir cümle aynı kararla, sonradan eklenen bir cümle ise Anayasa Mahkemesinin 16/1/2025 tarihli ve E.: 2024/135, K.: 2025/20 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Bu nedenle hukuki el atma hâlinde izlenecek usul ve yargı yolu, yürürlükteki metnin sınırlılığı ve iptal kararları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir; bu rehberde tek bir yargı yolu genel kural olarak ileri sürülmemektedir. Somut olayda bu değerlendirme mutlaka güncel içtihat kontrolüyle yapılmalıdır.
Pratikte Nelere Dikkat Edilmeli?
El koyma tarihi, hem Geçici m.6'nın kapsamına girip girilmediğini hem de niteliklerin hangi tarihe göre belirleneceğini tayin ettiği için ilk tespit edilmesi gereken unsurdur. İkinci adım, el atmanın fiili mi hukuki mi olduğunun belirlenmesidir; bu ayrım uygulanacak hükmü değiştirir. Fiili el koymada uzlaşma aşamasının dava şartı olduğu ve uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç aylık süre işlediği unutulmamalıdır. Bedel tespitinde bilirkişi incelemesi Kanunun 15 inci maddesine göre yapılır ve değerleme esasları Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine dayanır. Uzlaşma görüşmelerinde ortaya konan bilgi ve belgelerin davada taraflar aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bu aşamada daha rahat müzakere edilmesini sağlar.
Bu rehber 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile 2709 sayılı Anayasa'nın mevzuat.gov.tr üzerindeki resmî metinlerine dayalı genel bilgilendirme sunar. Kamulaştırmasız el atma davaları, el koyma tarihi, el atmanın türü ve güncel içtihat bakımından yoğun biçimde somut olaya bağlıdır; bu nedenle yetkili bir hukukçu değerlendirmesi gereklidir ve bu metin hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Taşınmaz mülkiyeti ve tapu uyuşmazlıkları için gayrimenkul hukuku rehberimize, idari işlem ve idari yargı çerçevesi için idare hukuku rehberimize, tapu kaydına yönelik davalar için tapu iptal ve tescil davası rehberimize bakabilirsiniz.
Taşınmaz dosyasında bedel talebinin yanında imar planının kendisini araştırmanız gerekiyorsa imar planı iptal davasında süre ve belge kontrolü rehberini ayrı inceleyebilirsiniz. Bedel araştırmasıyla planın iptaline ilişkin soruları aynı başvuru sonucu gibi değerlendirmeyin.
Hukuki dayanak haritası: her talebe aynı madde uygulanmaz
Anayasa m.35, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini düzenler. TMK m.683, malikin hukuk düzeninin sınırları içinde kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerini tanımlar. Anayasal güvence ile hangi mahkemeye hangi talebin sunulacağı ayrı sorulardır. Dosyada yalnız taşınmazın idarece kullanıldığını söylemek, seçilen usulün ve bedel hesabının bütün şartlarını göstermeye yetmez.
TMK m.683/2, malikin haksız elatmanın önlenmesini dava edebilmesini de öngörür. Bu imkânı, her dosyada bedel talebi yerine mutlaka aynı sonucu verecek bir yol gibi sunmayın. Fiilî kullanım, plan kısıtı, mülkiyet kaydı ve istenen hukuki koruma ayrı belirlenmelidir. Geçici m.6 ile Ek m.1 farklı durumları düzenler; aralarındaki ayrım yukarıdaki özel kapsam açıklamalarıyla birlikte okunur. Bu rehber somut uyuşmazlık için sonuç garantisi veya hazır dava stratejisi üretmez.
Zamanaşımı araştırmasında iptal edilmiş maddeye dikkat
2942 sayılı Kanun m.38, güncel birleşik metinde Anayasa Mahkemesinin E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiş olarak gösterilir. Dolayısıyla bu maddenin eski metninden bütün kamulaştırmasız el atmalara uygulanacak yürürlükte bir genel süre çıkarılamaz. Geçici m.6 içindeki uzlaşmazlık tutanağına bağlı özel dava açma süresi ise ayrı bir hükümdür; mülkiyete ilişkin bütün taleplerin genel zamanaşımı gibi okunmamalıdır.
Yukarıdaki Geçici m.6 açıklaması yalnız kendi tarih aralığı ve koşulları içinde değerlendirilmelidir. Dosya kontrolünde el koymanın gerçekleştiği zaman ile tutanağın düzenlendiği günü ayrı belgelerle doğrulayın. Ek m.1 içindeki idarenin plan uygulama yükümlülüğüne ilişkin süreyi de malikin bütün taleplerini sona erdiren süre diye nitelendirmeyin. İncelenen maddeler bütün talep türleri için tek bir ortak zamanaşımı ve başlangıç anı vermiyor. Ecrimisil veya başka tazminat taleplerinde uygulanacak süre, talebin niteliğine ve güncel içtihada göre ayrıca araştırılmalıdır; bu bölüm doğrulanmamış bir sayı yazmaz.
Görevli ve yetkili mahkeme: adli ve idari ayrımı
2942 m.37, Kanundan doğan uyuşmazlıkların adli yargıda çözülmesi gerekenlerinin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde basit yargılama usulüyle görülmesini düzenler. Cümledeki adli yargıda çözülmesi gerekenler sınırı önemlidir; hüküm her idari işlem uyuşmazlığını adli yargıya taşımaz. HMK m.2/1, aksine düzenleme olmadıkça malvarlığı haklarına ilişkin davalarda değer ve miktara bakılmadan asliye hukuk mahkemesini görevli sayar. Önce talep ile müdahalenin niteliği belirlenmelidir.
İYUK m.2/1, hukuka aykırı idari işlemlere karşı iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden doğan kişisel hak ihlallerine ilişkin tam yargı davalarını ayrı türler olarak düzenler. İYUK m.34/1, taşınmazlarla ilgili mevzuat uygulamasından doğan idari davalarda taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesini yetkili kılar. Bu yetki kuralı her olayda yargı yolunu tek başına belirlemez. Özellikle Ek m.1 iptalleri ve talebin bedel, plan iptali veya başka koruma olması birlikte incelenmelidir. Fiilî ve hukuki el atma etiketlerini bütün dosyalara otomatik mahkeme seçtiren iki kutu gibi kullanmayın.
Bedel hesabında tarih, nitelik ve taşınmaz türü
Geçici m.6 kapsamındaki hesapta dava tarihindeki değer ile el koyma tarihindeki niteliklerin ayrılması yukarıda açıklanmıştır. Bu ayrımı bir değerleme fişinde iki ayrı alan olarak tutabilirsiniz. El koyma tarihinin kesin bilinmediği bir durumda varsayılan bir yıl seçmek, kapsam ve değerleme tartışmasını birlikte etkileyebilir. Eski hava fotoğrafı, kurum yazısı veya proje evrakı gibi belgelerin neyi gösterdiğini uzman incelemesine sunun; belge bulunmaması, tarih tahminiyle giderilmez.
2942 m.11/1-f, arazi değerlemesinde taşınmazın mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri ölçütler arasına alır. 2942 m.11/1-g, arsalarda kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini esas alır. Bu dayanaklar, tek bir internet ilanının bütün bedeli belirlediği anlamına gelmez. Taşınmazın hukuki ve fiilî durumunu, raporda kullanılan emsallerin niteliğini ve uygulanacak özel rejimi birlikte değerlendirin.
İmar durumu ve kısmi müdahale değerlemeyi nasıl etkiler?
2942 m.11/1-h, yapılarda resmî birim fiyatları, yapı maliyet hesapları ve yıpranma payını değerleme ölçütleri arasında sayar. 2942 m.11, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışlarıyla gelecekte düşünülen kullanım biçimine göre doğacak kârı değer tespitinin dışında bırakır. Plan belgesinde bir kullanım görünmesiyle bunun hangi tarihteki niteliği kanıtladığını aynı şey sanmayın. Arşiv imar durumu ile güncel imar durumunu ayırmak, tarih tartışmasını görünür kılar.
2942 m.12/1-b, kısmi kamulaştırmada dışarıda kalan bölümün değerindeki eksilmeyi hesapta ayrıca dikkate alır. Kamulaştırmasız el atma dosyasında bu esasların hangi kapsamda uygulanacağını seçilen hukuki rejimle açıklayın. Kalan kısmın fiilen kullanılamadığı ileri sürülüyorsa yalnız bunun yazılmasıyla tam bedelin doğduğunu ilan etmeyin; kroki, ulaşım ve kullanım koşullarıyla teknik inceleme gerekir. Bu rehber fiilî imkânsızlık için sabit bir yüzde ya da her dosyada bütün taşınmazın bedelini doğuran otomatik formül vermez.
Faiz türü ve başlangıcında özel rejimi kaybetmeyin
Geçici m.6/5, uzlaşılan bedelin taksitle ödenmesinde taksitli ödeme süresince 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenmesini öngörür. Geçici m.6/8, bu madde kapsamında kesinleşen kararlara dayalı taksitli ödeme süresince de 3095 sayılı Kanuna göre kanuni faiz ödenmesini düzenler. Her iki hükümde ödeme biçimi ile faiz dönemi bağlantılıdır; bütün el atma uyuşmazlıkları için tek başlangıç günü çıkarılamaz.
Anayasa m.46 içindeki ödenmemiş kamulaştırma bedeli hükmü yukarıda yer alır. Bu düzenlemeyi, uzlaşmaya dayalı taksit veya her türlü zarar talebiyle aynı faiz satırında toplamayın. Dilekçe hazırlığında ana alacak, talep edilen faiz türü, başlangıç olayı ve dayanak ayrı yazılmalıdır. Bu rehber güncel faiz oranını hesaplamadı ve her fiilî müdahalede başlangıcın el atma ya da dava günü olduğu şeklinde genel sonuç kurmuyor. Somut talepte hangi başlangıcın savunulacağı güncel hukuki değerlendirmeyle belirlenmelidir.
Ecrimisil araştırması ile taşınmaz bedeli talebi arasındaki fark
Ecrimisil araştırmasında kullanım veya haksız elde tutma dönemine ilişkin zarar ve yararlanma soruları öne çıkar; taşınmaz bedeli talebinde ise seçilen rejimin değer tespiti ve mülkiyet sonucu araştırılır. İki talebin bir dosyada düşünülmesi, koşullarının ve sürelerinin aynı olduğu anlamına gelmez. Dönem, hak sahipliği ve müdahaleyi kimin gerçekleştirdiği belgeler üzerinden ayrılmalıdır. Bu açıklama her olayda iki talebin birlikte kabul edileceği veya aynı usulle görüleceği vaadi değildir.
TMK m.995/1, iyiniyetli olmayan zilyedin haksız alıkoyma nedeniyle verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat yükümlülüğünü düzenler. Bu dayanak tek başına her idari kullanım için hazır bir hesap formülü veya kesin dönem süresi vermez. Kira emsali, kullanım şekli ve kötüniyet tartışmasını dosyaya özgü inceleyin. Bedel talebindeki bütün metrekare hesabını kullanım tazminatına aynen kopyalamayın; hangi zarar kaleminin hangi belgeyle desteklendiğini açıklayın.
İspat dosyası: kroki, keşif ve bilirkişi
HMK m.190/1, özel kural bulunmadıkça ispat yükünü iddia edilen vakıanın hukuki sonucundan kendi lehine hak çıkaran tarafa yükler. HMK m.199 uyarınca plan, kroki, fotoğraf ve elektronik ortamdaki veriler uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olduklarında belge kapsamında değerlendirilebilir. Bir dosya klasöründe bu belgelerin bulunması, hepsinin aynı sınırı veya aynı tarihi gösterdiğini kanıtlamaz. Parsel değişiklikleri ve belgenin düzenlenme tarihi ayrıca kontrol edilmelidir.
HMK m.288/1, hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında doğrudan incelemeyle bilgi edinmek amacıyla keşif yapılmasına karar verebilmesini düzenler. HMK m.266/1, hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişi görüşü alınmasını öngörür. Geçici m.6 dosyasında Kanunun bilirkişiliğe ilişkin özel hükümleri de gözden kaçırılmamalıdır. Teknik uzmana olay ve ölçüm soruları yöneltmekle hukuki sonucu ona bırakmak aynı şey değildir. Fotoğraf, tapu ve kroki arasındaki uyuşmazlığı raporda açık soruya dönüştürün.
Dava dilekçesi iskeleti: olaydan talebe izlenebilir bağ
HMK m.119/1-e ve f, dava dilekçesinde vakıaların açık özetleriyle her vakıanın hangi delille ispat edileceğinin gösterilmesini ister. HMK m.119/1-ğ, açık bir talep sonucunu dava dilekçesinin unsurları arasında sayar. Çalışma iskeletinde taraflar ve taşınmaz kimliği, müdahalenin nasıl ve ne zaman gerçekleştiği, idareyle yazışmalar, özel başvuru koşulları, deliller, hukuki sebepler ve talep ayrı düzenlenebilir. Bu iskelet otomatik olarak verilmiş dava dilekçesi değildir.
Tapu kaydı, parsel geçmişi, imar belgesi ve müdahale krokisini hangi vakıayı desteklediği belirtilmeden toplu ek listesine koymak incelemeyi zorlaştırır. Talep bedelse hangi kapsamın istendiğini; faiz isteniyorsa dayanağı ve başlangıç olayını ayrıca açıklayın. Görev ve yetki değerlendirmesi tamamlanmadıysa mahkeme adını tahminle doldurmayın. Hazırlanan metin, imzalanıp sunulmadan önce güncel usul hükümleri ve dosya belgeleri bakımından hukukçu tarafından değerlendirilmelidir; bu yazı kişiye özel hukuki temsil hizmeti sunmaz.
Bedel değişikliği ve ıslah konusunda sık hatalar
HMK m.176/1, tarafın yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilmesini düzenler. HMK m.177/1 uyarınca ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Bu iki cümle her bedel farkının her aşamada aynı yöntemle talep edilebileceğini söylemez. Talep türü, uygulanacak özel hüküm, önceki usul işlemleri ve davanın hangi aşamada olduğu birlikte kontrol edilmelidir. Bu rehber belirsiz alacak veya bedel artırımı için doğrulanmamış bir genel yöntem önermez.
Sık hatalar arasında el atma tarihiyle değer tarihini karıştırmak, hukuki kısıtı fiilî işgal gibi anlatmak, iptal edilmiş maddeyi yürürlükte saymak, bütün faiz taleplerine aynı başlangıcı yazmak ve bilirkişiden hukuki sonucu belirlemesini istemek bulunur. Dosyanın bir özet sayfasında doğrulanan belgeyi, eksik bilgiyi ve karar bekleyen usul sorununu ayrı gösterin. Bu yöntem, maddeleri okumadan şablon doldurmanın yerini almaz. Başlangıçta yanlış sınıflandırılmış bir talebi yalnız hesap tablosunu değiştirerek düzelttiğinizi varsaymayın.
Ek bölümlerin dayanakları (erişim: 27 Ekim 2026): 6100 sayılı Kanun: m.2/12/119/176/177/190/199/266/288 4721 sayılı Kanun: m.683/995 2577 sayılı Kanun: m.2/34. Kanun açıklamaları ile bu rehberin önerdiği çalışma yöntemi ayrı okunmalıdır.