Hukuk araştırmasına hangi soruyla başlanır?
Anayasa m.36, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde iddia, savunma ve adil yargılanma hakkını düzenler. HMK m.1 ise mahkemelerin görevinin ancak kanunla belirleneceğini ve görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu belirtir. Bu iki çerçeve, bir uyuşmazlığa bakarken yalnız haklılık düşüncesiyle yetinmemeyi gerektirir. Hangi talebin hangi hukuk ilişkisine dayandığı ve hangi mahkemenin görevli olduğu araştırmanın ayrı sorularıdır. Bu giriş rehberi belirli bir dosya için başvuru yolu veya süre hesabı yapmaz. [2709 sayılı Kanun, m.36; 6100 sayılı Kanun, m.1 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Anayasanın bağlayıcılığı ve hukuk devleti
Anayasa m.2 Türkiye Cumhuriyetini demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlar. M.11 ise Anayasa hükümlerini yasama, yürütme, yargı, idare makamları ve diğer kuruluşlarla kişileri bağlayan temel hukuk kuralları sayar; kanunların Anayasaya aykırı olamayacağını belirtir. Böylece bir düzenlemenin adının veya yayımlandığı tarihin yanında, hangi normla ilişkili olduğu da araştırılır. Anayasa üstünlüğü, belirli bir kişinin kendi değerlendirmesiyle bütün alt düzenlemeleri geçersiz ilan edebileceği şeklinde anlatılmaz; denetim yollarının kapsamı ayrıca incelenmelidir. [2709 sayılı Kanun, m.2; 2709 sayılı Kanun, m.11 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ilişkisi
Anayasa m.104, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılabilecek konuları ve sınırlarını düzenler. Kanunda açıkça düzenlenen konularda kararname çıkarılamaz; kararname ile kanunda farklı hükümler varsa kanun uygulanır. TBMM aynı konuda kanun çıkarırsa kararname hükümsüz hâle gelir. Bu nedenle normları yalnız üstten alta uzanan basit bir listeye koymak, ilişkiyi tam olarak açıklamaz. İlgili konunun kanunda düzenlenip düzenlenmediği ve kararnamenin Anayasadaki konu sınırları ayrı sorulardır. Bir araştırmada sadece belge türünün adından sonuç çıkarılmamalıdır. [2709 sayılı Kanun, m.104 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Yönetmelikleri nasıl okumalı?
Anayasa m.124, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere, bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabileceğini belirtir. Yönetmelik araştırması bu nedenle dayanak düzenlemeyle birlikte yürütülür. İlgili madde bulunmadan yalnız bir kurum duyurusunu genel kanun kuralı gibi sunmak doğru bir kaynak okuması değildir. Başlık, kapsam, dayanak ve yürürlük bölümlerini birlikte kontrol etmek gerekir. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının kanunda belirtilmesi de aynı maddede düzenlenmiştir. [2709 sayılı Kanun, m.124 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Yargı yetkisi ve mahkemelerin bağımsızlığı
Anayasa m.9, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını düzenler. M.138 hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğunu; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceğini belirtir. Hiçbir organ veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere emir ve talimat veremez. Bu çerçeve, bir araştırma aracının veya internetteki açıklamanın mahkeme kararıyla aynı otoriteye sahip olmadığını gösterir. Rehber veya yapay zekâ çıktısı, dosyanın nasıl sonuçlanacağını belirleyen resmî karar yerine konulmaz. [2709 sayılı Kanun, m.9; 2709 sayılı Kanun, m.138 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Yüksek mahkemelerin görev çerçevesi
Anayasa m.154 Yargıtayı, adliye mahkemelerinin kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerinin son inceleme mercii olarak düzenler. M.155 Danıştay bakımından idari mahkemelerin kararları için benzer bir çerçeve kurar. Her iki maddede kanunla belirli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakılması da yer alır. Bunlar her kararın otomatik temyize açık olduğu sonucunu vermez. Kanun yolu araştırmasında kararın türü ve ilgili usul düzenlemesi ayrıca incelenmeli; Yargıtay veya Danıştay adını görmek tek başına başvuru yetkisi sayılmamalıdır. [2709 sayılı Kanun, m.154; 2709 sayılı Kanun, m.155 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Anayasa Mahkemesi ve bireysel başvuru
Anayasa m.148, Anayasa Mahkemesinin kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya uygunluğunu denetlemesini ve bireysel başvuruları karara bağlamasını düzenler. Bireysel başvuruda Anayasada güvence altındaki ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki temel hakların kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiası söz konusudur; olağan kanun yollarının tüketilmesi şarttır. Kanun yolunda gözetilmesi gereken konularda inceleme yapılamayacağı ayrıca belirtilir. Bu nedenle bireysel başvuru, beğenilmeyen her kararı yeniden esasından inceleyen sınırsız bir ek kanun yolu gibi sunulmaz. [2709 sayılı Kanun, m.148 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Görevli mahkemeyi belirleyen genel kurallar
HMK m.2, aksine düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevini düzenler. M.4 ise kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar ve ortaklığın giderilmesi gibi belirli işleri sulh hukuk mahkemesinin görev alanında sayar; maddede istisna ve özel kapsamlar vardır. Bu genel kurallar, bütün özel mahkemeleri veya bütün uyuşmazlıkları kapsayan hazır bir yönlendirme listesi değildir. Mahkeme adını yalnız talep tutarına göre seçmek yerine, ilişkinin türünü ve özel görev düzenlemesini birlikte araştırmak gerekir. [6100 sayılı Kanun, m.1; 6100 sayılı Kanun, m.2; 6100 sayılı Kanun, m.4 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Eda davası: bir davranışın istenmesi
HMK m.105, eda davasıyla davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edileceğini belirtir. Bu dava türünde araştırma, mahkemeden hangi davranışın istenildiğini açıklamaya odaklanır. Sadece bir hakkın varlığını öğrenmekle belirli bir ifayı istemek aynı talep değildir. Talep sonucunun anlaşılır olması, dava türünü anlamanın temel adımlarındandır. M.26 uyarınca hâkim kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, kanuni istisnalar saklıdır. [6100 sayılı Kanun, m.105; 6100 sayılı Kanun, m.26 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Tespit davası: hukuki ilişkinin belirlenmesi
HMK m.106, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin tespit davasıyla istenebileceğini düzenler. Kanuni istisnalar dışında hukuken korunmaya değer güncel yarar gerekir. Maddi vakıalar tek başlarına bu davanın konusu olamaz. Bu nedenle sırf geçmişte bir olayın yaşandığının kayda geçirilmesini istemekle, hukuki ilişkinin belirlenmesini istemek ayrılmalıdır. Tespit kelimesinin günlük dildeki kullanımıyla dava türü aynı kapsamda kabul edilmez; talep edilen hukuki sonuç ve yarar açıklanır. [6100 sayılı Kanun, m.106 · Erişim: 11 Ekim 2026]
İnşai dava: hukuki durumun değiştirilmesi
HMK m.108, inşai davayı yeni bir hukuki durum yaratılması, mevcut durumun içeriğinin değiştirilmesi veya ortadan kaldırılmasının istenmesi üzerinden tanımlar. Bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde bu dava açılır. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir. Bu özellikler, eda ve tespitle farklı bir talep yapısı gösterir. Her uyuşmazlığı yalnız para alacağı veya ceza istemi olarak sınıflandırmak, değiştirilmek istenen hukuki durumu gözden kaçırabilir. Somut örnekte hangi özel hakkın kullanıldığı ayrıca araştırılır. [6100 sayılı Kanun, m.108 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Vakıalar, deliller ve hukukun uygulanması
HMK m.25, kanuni istisnalar dışında hâkimin tarafların söylemediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını düzenler. M.33 Türk hukukunun resen uygulanmasını öngörür; bu iki görev aynı şey değildir. M.190 ve m.194 ise ispat yüküyle vakıa ve delillerin somutlaştırılmasına ilişkin çerçeveyi kurar. Bir araştırmada kanun maddesi bulmak, olayın delillerle açıklanmasını gereksiz kılmaz. Kimin hangi olguyu ileri sürdüğü ve hangi kaydın onu desteklediği ayrı yazılmalı; hukuki nitelendirmeyle henüz kanıtlanmamış olgular birbirine karıştırılmamalıdır. [6100 sayılı Kanun, m.25; 6100 sayılı Kanun, m.33; 6100 sayılı Kanun, m.190; 6100 sayılı Kanun, m.194 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Dinlenilme hakkı ve gerekçeli karar
HMK m.27 hukuki dinlenilme hakkının yargılamaya ilişkin bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı ile açıklamaların değerlendirilip kararın somut ve açık gerekçelendirilmesini kapsadığını belirtir. Anayasa m.141 bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılmasını ve davaların en az giderle mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını düzenler. Bu hükümler, her dosyanın belli gün sayısında sonuçlanacağı vaadi değildir. Araştırma sırasında kararın yalnız sonuç kısmını değil, hangi olgular ve hukuki nedenlerle kurulduğunu da okumak gerekir; başvuru süresi bu genel ilkelerden tahmin edilmez. [6100 sayılı Kanun, m.27; 2709 sayılı Kanun, m.141 · Erişim: 11 Ekim 2026]
Araştırma dosyasını hazırlamak için kontrol listesi
Aşağıdaki adımlar çalışma önerisidir; kanuni yükümlülük, başvuru usulü veya sonuç garantisi değildir.
- İlk sayfaya olayın kısa zaman çizelgesini yazın. Talebinizi, karşı tarafın açıklamasını ve belirsiz kalan bilgileri ayrı alanlarda gösterin; araştırma sorusuna bütün ayrıntıları karıştırmayın.
- Hukuk dalını başlangıç için borçlar hukuku, ceza hukuku ve idare hukuku rehberleriyle karşılaştırın. Bu bağlantılar görevli mahkemenin otomatik belirlenmesi değildir.
- Google sonucunda görünen özetle asıl kanun metnini ayırın. Belgenin numarasını, madde başlığını ve erişim tarihini not edin; arama sonucundaki kısa cümleyi güncel hükmün tamamı olarak kullanmayın.
- ChatGPT veya Gemini ile hukuk araştırmasında geçen madde ve karar künyelerini resmî kaynaktan kontrol edin. Bu bir çalışma önerisidir; sağlayıcının çıktısı için doğruluk veya güncellik garantisi vermez.
- Hukuk AI hukuk yapay zeka asistanı hakkında ürün kapsamını resmî ürün referansında inceleyin. Genel hukuk bilgisini ürün özelliği sanmayın; kişisel verileri ayıklayıp çıktıdaki kaynakları ayrıca kontrol edin.
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel hukuki görüş değildir. Hukuk AI araştırma ve taslak hazırlığına destek sunar. Çıktıyı güncel resmî kaynak ve somut olay üzerinden kontrol edin.