Kısa cevap: Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenleyen özel hukuk dalıdır ve Türkiye'de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile düzenlenir. Borç üç kaynaktan doğar: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Sözleşmeler kural olarak şekle bağlı değildir; borcunu ifa etmeyen borçlu kusursuzluğunu ispat edemezse tazminatla yükümlüdür. Genel zamanaşımı süresi on yıldır.
Borçlar Hukuku Neyi Düzenler?
Borçlar hukuku, bir kişinin (borçlu) diğerine (alacaklı) karşı bir edimi yerine getirme yükümlülüğünü konu alır. Edim; bir şey verme, bir şey yapma veya bir şey yapmaktan kaçınma biçiminde olabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiş olup Genel Hükümler ve Özel Borç İlişkileri olmak üzere iki kısımdan oluşur.
Genel Hükümler kısmı borcun doğumu, hükümleri, sona ermesi ve zamanaşımı gibi tüm borç ilişkilerine uygulanan kuralları içerir. Özel Borç İlişkileri kısmı ise satış, kira, hizmet, eser, vekâlet, kefalet gibi tipik sözleşmeleri ayrı ayrı düzenler.
Borcun Üç Kaynağı
1. Sözleşme
Sözleşme, borç ilişkisinin en yaygın kaynağıdır. Kanun kuruluş anını açıkça belirler:
Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.
İrade açıklaması açık veya örtülü olabilir. Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır (m.2). İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar.
2. Haksız Fiil
Sözleşme ilişkisi olmayan kişiler arasında da borç doğabilir:
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Haksız fiilde dört unsur aranır: hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı. Ayrıntılı inceleme için haksız fiil tazminatı rehberimize bakabilirsiniz.
3. Sebepsiz Zenginleşme
Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Yanlışlıkla yapılan ödemeler, geçersiz bir sözleşme uyarınca yerine getirilen edimler ve gerçekleşmeyen bir sebep için verilen şeyler bu kapsamdadır.
Şekil Serbestisi ve İstisnaları
Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.
Bu, borçlar hukukunun temel ilkelerinden biridir: sözlü bir anlaşma da kural olarak geçerli bir sözleşmedir. Ancak maddenin ikinci fıkrası önemli bir sınır çizer — kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir ve öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.
Kanunun şekil şartı aradığı başlıca hâller şunlardır:
| Sözleşme | Aranan şekil |
|---|---|
| Taşınmaz satış vaadi | Resmî şekil (noter) |
| Taşınmaz mülkiyetinin devri | Tapu sicil müdürlüğünde resmî senet |
| Kefalet sözleşmesi | Yazılı şekil + azami miktar ve tarih el yazısıyla |
| Bağışlama vaadi | Yazılı şekil |
TBK m.13 uyarınca kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.
Sözleşmenin Yorumu
Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.
Bu kural "muvazaa" (danışıklı işlem) denetiminin temelidir. Taraflar gerçek amaçlarını gizlemek için farklı bir sözleşme görünümü yaratmışlarsa, hâkim görünüşteki değil gerçek ve ortak iradeyi esas alır. Maddenin ikinci fıkrası bir istisna getirir: borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. Bu hüküm iyiniyetli üçüncü kişiyi korur.
Kesin Hükümsüzlük
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Kesin hükümsüz bir sözleşme baştan itibaren hiçbir hüküm doğurmaz; onaylanarak geçerli hâle getirilemez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır. Maddenin ikinci fıkrası kısmi hükümsüzlük ilkesini düzenler: sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.
Borca Aykırılık ve İspat Yükü
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Bu maddenin pratik önemi ispat yükünün dağılımındadır. Sözleşmesel sorumlulukta alacaklı yalnızca borcun ifa edilmediğini ve zararını göstermek zorundadır; kusursuzluğunu ispat yükü borçludadır. Haksız fiilde ise tam tersi geçerlidir — TBK m.50 uyarınca zarar gören, zarar verenin kusurunu ispatlamakla yükümlüdür. Aynı olay her iki sorumluluğu da doğuruyorsa alacaklının sözleşmesel yola başvurması genellikle daha avantajlıdır.
Borçlunun Temerrüdü
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Kural budur: muaccel (ödenmesi gereken hâle gelmiş) borçta temerrüt için alacaklının ihtarı gerekir. Ancak maddenin ikinci fıkrası ihtar gerektirmeyen hâlleri sayar — borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse o günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu kendiliğinden temerrüde düşer.
Temerrüdün sonuçları ağırdır. Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından doğan zararı gidermekle yükümlüdür (m.118). Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının seçimlik hakları doğar:
Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
Alacaklı ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.
Zamanaşımı Süreleri
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
On yıl genel kuraldır. TBK m.147 ise beş yıllık zamanaşımına tabi alacakları sayar:
- Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.
- Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.
- Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.
- Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklar.
- Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar.
Haksız fiil için ayrı bir rejim vardır: TBK m.72 uyarınca zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl. Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; borçlunun def'i olarak ileri sürmesi gerekir.
Pratik Sonuçlar
- Sözlü anlaşmalar geçerlidir; ancak ispat kolaylığı için yazılı yapın.
- Kanunun şekil şartı aradığı sözleşmelerde şekle uymamak sözleşmeyi geçersiz kılar.
- Borç ödenmediğinde önce ihtar çekin; ihtar temerrüdü ve faizi başlatır.
- Zamanaşımı sürelerini takvimleyin; süre dolduktan sonra alacak dava edilemez hâle gelir.
- Kira ilişkileri için kira hukuku rehberimizi, alacağın tahsili için ilamsız icra takibi içeriğimizi inceleyin.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlığınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Def'i (Savunma) Kavramı: Ödemezlik ve Zamanaşımı Def'i
Def'i, borç ilişkisinin varlığını mutlaka reddetmeden ifa talebine karşı kullanılan savunmayı; itiraz ise hakkın doğmadığı veya sona erdiği yönündeki karşı çıkışı anlatır. Bu kavramsal ayrımda ödemezlik için m.97, zamanaşımı için m.161; sona ermiş borç örneği için m.131 birlikte okunmalıdır. TBK m.97, m.131/1 ve m.161 (kavramsal açıklama; kanunda tek bir tanım maddesi yoktur).
Örneğin bir satım ilişkisinde teslim ile bedel ödemesinin sırasını tartışmak, borcun baştan hiç kurulmadığını söylemekten farklıdır. Savunmanın adı kadar dayandığı olay da açık olmalıdır: hangi edim isteniyor, hangi edim yerine getirildi, taraflar hangi sırayı kararlaştırdı? Bu soruların yanıtı için sözleşme ve teslim belgeleri birlikte incelenmelidir.
Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. TBK m.97.
Bu hüküm ödemezlik def'inin çerçevesidir; her ödenmemiş borç için otomatik ve koşulsuz bir kaçınma yetkisi olarak okunmamalıdır. İncelemede karşılıklı edimler ve daha sonra ifa hakkı olup olmadığı üzerinde durulur. Sadece bir ödeme tarihinin geçtiğini gösteren belgeyle bu soruların tamamı cevaplanmış olmaz.
Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. TBK m.161.
Zamanaşımı def'inin re'sen dikkate alınmaması, süre hesabı ile savunmanın ileri sürülmesinin ayrı konular olduğunu gösterir. Yukarıdaki pratik listede geçen 'dava edilemez hâle gelme' ifadesi de m.161 ile birlikte okunmalıdır; salt sürenin dolması mahkemenin kendiliğinden ret kararı vereceği anlamına gelmez. Ayrıntılı kapsam ve inceleme soruları için zamanaşımı def'i rehberini inceleyin; somut dosyanın usul ve süre değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
İfa ve Borcun Sona Ermesi
TBK m.131/1 asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona ermesini düzenler; asıl borçla birlikte rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi bağlı hak ve borçlar da kural olarak sona erer. Aynı maddenin devamında saklı tutulan işlemiş faiz, ceza koşulu ve özel hükümler ayrıca kontrol edilmelidir. TBK m.131.
İfa, üstlenilen edimin yerine getirilmesi bakımından okunur; para borcunun ödenmesi bunun günlük örneğidir. İnceleme dosyasında ödeme belgesi, hangi borca ilişkin olduğu ve karşı tarafın açıklaması yan yana tutulmalıdır. 'Borç kapandı' gibi genel bir ifade, sona erme yolunun ve kapsamının belirlenmesi yerine geçmez. Aşağıdaki yollar aynı sonuca farklı hukuki işlemlerle ulaşır; birbirlerinin adıyla kullanılmamalıdır.
TBK m.132 uyarınca borcu doğuran işlem belli bir şekle bağlı olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmadan yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. TBK m.132.
İbra başlığında odak, tarafların borcu kaldırmaya ilişkin anlaşmasıdır. Burada aktarılan genel hüküm, her özel borç ilişkisindeki ibra belgesinin ayrıca incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz; bir belgeye yalnız 'ibraname' başlığı verilmesiyle değerlendirme tamamlanmaz.
TBK m.133 uyarınca yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesi tarafların bu yöndeki açık iradesini gerektirir; mevcut borç için yeni bir alacak veya kefalet senedi düzenlenmesi tek başına yenileme sayılmaz. TBK m.133.
Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer; üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez. TBK m.135/1.
Birleşme için doğru atıf TBK m.135'tir. İbra bir anlaşmaya, yenileme yeni borçla eski borcu sona erdirme iradesine, birleşme ise alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanmasına odaklanır. Bu ayrım, sözleşme incelemesinde hangi belgenin ve hangi olayın aranacağını da açıklar.
TBK m.139/1 uyarınca iki kişi karşılıklı olarak para veya özdeş başka edimleri birbirine borçluysa ve her iki borç muaccelse alacaklarını borçlarıyla takas edebilir. TBK m.139/1.
Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir; her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. TBK m.143/1.
Bu nedenle karşılıklı iki hesap kaleminin bulunması ile takasın gerçekleşmesi aynı şey olarak anlatılmamalıdır. Tutar, muacceliyet ve bildirim kaydı ayrı ayrı incelenir. Tahsil yolunu araştıran okuyucular ilamsız icra takibi rehberinden sürecin genel çerçevesine ulaşabilir; hesap aracı veya genel rehber somut borcun sona erdiğine karar vermez.
Sözleşme Türleri ve Günlük Hayattaki Karşılığı
TBK satış sözleşmesini m.207'de, kira sözleşmesini m.299'da, eser sözleşmesini m.470'te ve vekâlet sözleşmesini m.502'de ayrıca düzenler; bunlar isimli sözleşmelerin kanundaki örnekleridir. TBK m.207, m.299, m.470 ve m.502.
İsimsiz sözleşme, kanunda ayrı bir sözleşme tipi olarak düzenlenmemiş anlaşmayı; karma sözleşme ise farklı sözleşme tiplerine ait unsurları bir araya getiren yapıyı anlatır. Bu öğretisel ayrım tek bir madde tanımı değildir; sözleşmenin kuruluşu için TBK m.1, içeriğin kanuni sınırlar içinde belirlenmesi için m.26 ve geçersizlik sınırları için m.27 birlikte okunur. TBK m.1, m.26 ve m.27 (öğretisel ayrım; doğrudan kanun tanımı olarak sunulmaz).
Günlük okumada bir eşyanın bedelle devri için satış, bir yerin kullanımı için kira, belirli bir sonuç meydana getirilmesi için eser, bir işin görülmesi için vekâlet başlıkları başlangıç noktalarıdır. Bir hizmet paketinin içinde farklı edimler bulunması hâlinde yalnız paketin adına bakmak yerine edimleri tek tek listelemek gerekir. Aşağıdaki basit okuma sırası, kişiye özel hukuki sınıflandırmanın yerine geçmez: önce vaat edilen edimleri, sonra karşılıklarını, ardından teslim ve ifa kayıtlarını karşılaştırın.
Kira örneğinin genel çerçevesi için kira hukuku rehberine, kira bedelindeki oransal değişimi incelemek için kira artışı hesaplama aracına bakabilirsiniz. Sözleşme dışı zarar sorusunu ise ayrı ele alın: haksız fiil tazminatı rehberi bu ayrımı araştırmaya yardımcı olur.
Sözleşmedeki ceza kaydını ayrı incelemek için ceza koşulunun indirilmesi rehberine geçebilirsiniz.
Mali hakların devri ve lisans konusunu ayrı incelemek için fikri mülkiyet hukuku rehberini okuyabilirsiniz.
Sözleşmedeki taraf bir anonim şirket olacaksa kuruluş belgelerinin kapsamı için anonim şirket kuruluşu rehberini ayrı inceleyebilirsiniz.
Sözleşme araştırmanız kredi veya kart kullanımına ilişkinse bankacılıkta tüketici hakları rehberi üzerinden ilgili konuya geçebilirsiniz.
Borç ilişkisi araştırmasında ticari nitelik, sözleşmedeki vade ve temerrüt kayıtlarını birlikte okumak için ticari iş ve faiz rehberine bakabilirsiniz. Genel borç çerçevesi ile ticari ilişkiye özgü soruları ayrı kontrol notlarında tutun.
Sayısal çalışma hazırlığında hesaplama araçlarının tamamını tek sayfada bulabilirsiniz. Araçların hesapladığı ve hesaplamadığı kalemleri karşılaştırın; çıkan sayıyı tek başına somut uyuşmazlıktaki alacak veya sorumluluğun kanıtı olarak kullanmayın.
Borç ilişkisini araştırmadan önce temel kavramları ve hukuk dallarını birlikte görmek için genel hukuk rehberini inceleyebilirsiniz. Somut olaya ilişkin değerlendirmeyi ilgili rehberin kaynakları ve kapsamıyla birlikte yapın.
Borç ilişkisinin dayanağı tartışılırken malvarlığı aktarımını sözleşme borcuyla aynı kabul etmeyin; sebepsiz zenginleşmede iade talebi için ödemenin sebebini ve bu sebebin devam edip etmediğini ayrıca incelemek gerekir.
Edimin yerine getirilememesinde borçlunun davranışı kadar alacaklının kabul veya hazırlık davranışları da araştırılmalıdır; ifa engeli ve alacaklı temerrüdü ayrımı için teslim teklifini ve karşı tarafın yanıtını birlikte kaydedin.
Borçlar hukuku araştırmasında kullanılacak aracı seçerken hukuk yapay zeka araçları için kaynak doğrulama ve görev sınırları rehberini okuyabilirsiniz. Araştırma notundaki kanun atfını resmî tam metinle kontrol edin.
Sözleşmeden doğan borçta ifa zamanı ve muacceliyet
Borcun doğması, yerine getirilmesinin istenebileceği zaman ve gecikmenin sonuçları inceleme dosyasında farklı sorulardır. Sözleşmeyi yalnız imza tarihinden okuyarak bütün edimler için aynı vadeyi kabul etmeyin. Örneğin kurgusal bir bakım sözleşmesinde aylık hizmet ile parça teslimi ayrı edimler olarak yazılmış olabilir. Önce hangi edimin istendiğini, sonra o edime ilişkin zaman kaydını bulun. Buradaki yöntem süre hesaplayan bir araç veya belirli bir sözleşmeyi yorumlayan hukuki görüş değildir.
TBK m.90 uyarınca ifa zamanı kararlaştırılmamış ve hukuki ilişkinin özelliğinden de anlaşılmıyorsa borç doğduğu anda muaccel olur.
TBK m.117/1 muaccel borçta ihtarı temerrüdün genel koşulu olarak düzenler; m.117/2 ise birlikte belirlenen ifa gününün geçmesi gibi ihtar aranmayan halleri ayrıca belirtir.
Bu iki hükmü birlikte okurken sözleşmede bir tarih görmeyi bütün tartışmanın sonu saymayın. Tarihin hangi yükümlülüğe bağlandığını ve sonradan değiştirilip değiştirilmediğini inceleme notuna yazın. Teslim için öngörülen gün ile ödeme günü farklı alanlarda tutulabilir. Alacaklı tarafından gönderilmiş bir yazının adı ihtar olsa bile içeriğini, muhatabını ve hangi talebi bildirdiğini ayrıca kaydedin. Böylece muacceliyet sorusu ile bildirim olayı aynı satırda kaybolmaz.
Karşı tarafın ifayı kabul etmediği veya gereken hazırlığı yapmadığı ileri sürülüyorsa, değerlendirme yalnız borçlunun gecikme çizelgesinden yürütülmemelidir. Bu ayrı inceleme için ifa engeli ve alacaklı temerrüdü rehberine bakabilirsiniz. Sözleşmenin kuruluş tarihi, edimin konusu, ifa zamanı kaydı ve gönderilen bildirimler dört ayrı sütunda tutulduğunda hangi bilginin eksik olduğu daha açık görünür. Bu çalışma şekli yeni bir kanuni belge zorunluluğu önermez.
Haksız fiilde zamanaşımı ile ceza zamanaşımı ayrımı
TBK m.72/1, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayan iki yıllık süreyi ve fiilden başlayan on yıllık süreyi düzenler; cezayı gerektiren fiil için ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngörmesi halinde bu uzun süre uygulanır.
Buradaki ayrımda dikkat edilmesi gereken soru yalnız kaç yıl geçtiği değildir. Zararın ne zaman öğrenildiğini gösteren kayıt ile sorumlu kişinin ne zaman öğrenildiğini gösteren kayıt farklı olabilir. Ceza soruşturmasıyla ilgili bir evrak bulunması, tek başına hangi uzun sürenin uygulanacağını gösteren tamamlanmış bir hesap değildir. Fiilin hukuki niteliği ve ilgili süre koşulu uzman incelemesine bırakılmalıdır. Bu sayfa herhangi bir ceza davasının zamanaşımını hesaplamaz veya soruşturmanın sonucunu tahmin etmez.
TBK m.72/2, haksız fiil nedeniyle zarar gören bakımından doğan borcun ifasından, tazminat istemi zamanaşımına uğrasa bile kaçınılabilmesini ayrıca düzenler.
Bu nedenle tazminat isteminin süresi ile bir ifa talebine karşı kullanılacak savunmayı aynı sonuç diye özetlemeyin. Bir zaman çizelgesine fiili, zararın öğrenilmesini, sorumlunun öğrenilmesini ve başvuru kayıtlarını ayrı olaylar olarak yerleştirin. Belgede gün bulunmuyorsa gün uydurmayın; yalnız ay veya yıl biliniyorsa bu sınırlılığı yazın. Talebin dayanağı için haksız fiil tazminatı rehberine, savunmanın genel çerçevesi için zamanaşımı defi rehberine geçin.
Sebepsiz zenginleşmede iade kapsamı ve zamanaşımı
İade incelemesinde ilk alınan tutar, geri istenen tutar ve halen mevcut zenginleşme anlatımı birbirinden ayrılmalıdır. Bir banka hareketi aktarımı gösterebilir; ancak aktarımın sebebini ve iadenin kapsamını tek başına açıklayan hazır bir hukuki sonuç olarak sunulmamalıdır. Ödeme açıklaması, tarafların yazışması ve sonradan yapılan iadeleri ayrı kaydedin. Bu bölüm önceki borç kaynakları tanımını tekrar etmek yerine, iade hesabına geçmeden önce hangi ayrımların araştırılacağını gösterir.
TBK m.79/1, geri isteme sırasında elden çıktığı ispatlanan bölüm dışında kalan zenginleşmenin iadesini düzenler; m.79/2 ise iyiniyet olmadan elden çıkarma veya ileride geri verme ihtimalinin hesaba katılması gereken durumda tamamının iadesini öngörür.
TBK m.80, zorunlu ve yararlı giderlerin istenmesini iyiniyete göre ayırır; iyiniyetli olmayan zenginleşen yararlı giderlerden yalnız geri verme zamanında mevcut değer artışının ödenmesini isteyebilir.
Örneğin kurgusal bir dosyada alınan şey için yapılmış giderlerden söz ediliyorsa bütün masrafları tek gider başlığında toplamayın. Giderin açıklamasını, belgesini ve hangi değer artışına bağlandığını ayrı yazın. Bu yöntem giderin zorunlu veya yararlı olduğuna karar vermez; incelemede sorulacak soruları düzenler. Elden çıkarma iddiasının bulunması da belge incelenmeden kesin iade indirimi gibi gösterilmemelidir. İyiniyet değerlendirmesi olayın bütünüyle yapılacak hukuki incelemenin konusudur.
TBK m.82/1, geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve zenginleşmeden itibaren on yıl öngörür; m.82/2, zenginleşmenin alacak hakkı kazanımıyla gerçekleşmesi halinde ifadan kaçınmayı ayrıca saklı tutar.
Haksız fiildeki öğrenme ile bu bölümdeki geri isteme hakkının öğrenilmesini aynı olay adı altında birleştirmeyin. Başlangıç olayı hangi talep için araştırılıyorsa çizelgede o talebin adını yazın. Böylece aynı iki yıl ifadesini görüp iki rejimi birbirine kopyalama hatasından kaçınılabilir. Daha ayrıntılı talep ve belge incelemesi için sebepsiz zenginleşmede iade rehberini okuyabilirsiniz; burada somut son gün veya dava sonucu verilmez.
Borçlar hukukunda ispat: senet, tanık ve karine sınırı
Sözleşmenin geçerlilik şekli ile bir uyuşmazlıkta hangi delilin kullanılabileceği farklı başlıklardır. Bu nedenle sözlü anlaşmanın varlığını ileri sürmekle o anlaşmaya ilişkin her ayrıntının tanıkla ispat edilebileceğini aynı cümlede kesinleştirmeyin. Bir belge klasöründe sözleşme, ödeme, teslim ve yazışma ayrı bölümler olabilir. Her belgenin hangi olguyu açıklamak için sunulduğunu belirtin. Belgenin başlığına bakarak kesin delil niteliği veya ispat gücü atfetmek yerine ilgili usul hükümlerini ayrıca inceleyin.
HMK m.200/1, belirtilen hukuki işlemlerde senetle ispat zorunluluğunu işlem anındaki miktar veya değerle ilişkilendirir; m.200/2, karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilmesini düzenler.
HMK m.201 senede karşı tanıkla ispat sınırını düzenler; m.202 delil başlangıcı halinde, m.203 ise sayılan istisnai hallerde tanık dinlenmesine olanak tanır.
HMK m.190/2 uyarınca kanuni karineye dayanan taraf karinenin temel vakıasını ispatlar; kanuni istisnalar dışında karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir.
Bu rehber yıllık senetle ispat sınırının parasal tutarını vermez. İşlem tarihine göre uygulanacak sınır ve istisna ayrıca kontrol edilmelidir. Bir e-postanın mevcut olmasıyla delil başlangıcı koşullarının sağlandığını da otomatik kabul etmeyin; belgenin kim tarafından gönderildiği ve hangi işlemi muhtemel gösterdiği araştırılmalıdır. Karineyi ise bütün dosyayı ispat yükünden kurtaran bir etiket gibi kullanmayın. Hangi temel vakıanın ispatlanması gerektiğini ayrı bir soruya dönüştürün.
TBK m.50 zarar görene zarar ve kusuru ispat yükü getirirken, m.112 borca aykırılıkta borçlunun kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmesini öngörür.
Son kontrol için talebi, dayandığı olguları, bu olgulara ilişkin belgeleri ve henüz yanıtlanmayan soruları yan yana yazın. Bu dört sütun borçlar hukuku araştırmasını düzenleyen editoryal bir öneridir. Talebin kabul edileceği, tanık dinleneceği veya belgenin yeterli bulunacağı vaadi taşımaz. Resmî tam metinler, erişim 31 Ekim 2026: 6098 sayılı TBK ve 6100 sayılı HMK. Bilgilendirme hukuki görüş değildir.
Ceza koşulu: asıl borç ve zararla ilişkisi
Ceza koşulu, sözleşmedeki bir ihlalin sonucunu önceden düzenleyen hüküm olarak incelenir. Ödeme yükümlülüğü, tazminat talebi ve sözleşmeden çıkma yetkisi aynı başlık altında birbirine karıştırılmamalıdır. Önce cezanın hangi ihlal için kararlaştırıldığı okunur: hiç ifa etmeme, gereği gibi ifa etmeme veya belirlenen zaman ve yere uymama farklı metinler gerektirebilir.
TBK m.179/1 uyarınca hiç veya gereği gibi ifa etmeme için ceza kararlaştırılmışsa, sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
TBK m.179/2 zaman veya yere ilişkin cezada, alacaklının açıkça feragat etmemiş veya ifayı çekincesiz kabul etmemiş olması koşuluyla asıl borçla birlikte cezanın da istenebilmesini düzenler.
TBK m.180/1 alacaklı zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasını öngörür; m.182/3 hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini belirtir.
Buradaki özet, her sözleşmede indirimin aynı şekilde yapılacağına ilişkin sonuç değildir; özel hükümler ayrıca incelenir. Çalışma önerisi olarak ihlal tanımı, asıl edim, ceza tutarı veya hesap yöntemi ve kabul sırasındaki beyanlar farklı satırlarda gösterilebilir. Aynı olay için hem asıl borç hem ceza talebinin mümkün olduğu, sözleşmedeki bütün ceza ifadelerinden otomatik çıkarılamaz. Ayrıntılı konu için mevcut ceza koşulu indirimi rehberi okunabilir.
İfa imkânsızlığı: borcun tamamı ve bir kısmı
İfanın gecikmesiyle artık yerine getirilememesi aynı soruyla incelenmez. Bir teslimin yapılmaması, tek başına borçlunun sorumlu tutulamayacağı imkânsızlık bulunduğunu kanıtlamaz. Önce engelin niteliği, edimin hangi kısmını etkilediği ve sorumluluk bakımından hangi olaylara dayanıldığı belirlenmelidir.
TBK m.136/1 borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borcun sona ereceğini düzenler.
TBK m.136/3 uyarınca borçlu imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
TBK m.137/1 uyarınca borçlunun sorumlu tutulamayacağı kısmi imkânsızlıkta borçlu yalnız imkânsızlaşan kısımdan kurtulur; bu durum önceden öngörülseydi sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer.
Karşılıklı sözleşmelerde alınmış edimin iadesi ve karşı edimin istenmesi m.136/2; kısmi ifaya alacaklının razı olması ve karşı edimin bölünebilirliği m.137/2 çerçevesinde ayrıca okunur. Bu nedenle dosyada yalnız yapılamayan işin listesi yeterli değildir: önceden alınan edim ve tarafların kalan kısma ilişkin tutumu da incelenir. Özet bir olay çizelgesi hazırlanması, imkânsızlık ile maliyet artışını birbirine karıştırmayı önleyen bir çalışma yöntemidir; hukuki nitelendirmenin yerini tutmaz.
Alacağın devri: alacaklı değişirken şekil ve bildirim
Alacağın devrinde ilk soru borçlunun değişmesi değil, alacağı talep edecek kişinin değişmesidir. Bir alacağın devredildiğinin söylenmesiyle devir sözleşmesinin incelenmesi farklı kontrol adımlarıdır. Devir belgesi, alacağın kaynağı ve ödeme yapılacak kişiye ilişkin bildirim birlikte okunabilir.
TBK m.183/1 kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını aramadan alacağını üçüncü kişiye devredebileceğini düzenler.
TBK m.184/1-2 uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; alacağın devri sözü verme ise şekle bağlı değildir.
TBK m.186 uyarınca devir kendisine devreden veya devralan tarafından bildirilmemiş borçlu, önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur; birden çok devirde önceki devralanlardan birine iyiniyetli ifa da aynı kapsamda düzenlenir.
Yazılı şekil ile bildirim bu nedenle aynı işlevi görmez. Bildirimin bulunması, devir belgesindeki kapsamın ayrıca incelenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Borçluya ait savunmaların devre etkisi de ayrı hükümlerle değerlendirilir; bu özet bütün savunmaların kaybedildiği veya bütün alacakların serbestçe devredilebildiği anlamına gelmez. Çalışma dosyasında devredilen alacağın tanımı ile sözleşmedeki devir yasağını ayrı alanlarda göstermek yararlıdır.
Borcun üstlenilmesi: iç anlaşma ve alacaklıyla sözleşme
Bir kişinin başka birinin borcunu ödeyeceğini söylemesi, her durumda önceki borçlunun alacaklı karşısında borçtan çıktığı anlamına gelmez. Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişki ve alacaklıyla kurulan ilişki ayrı okunmalıdır. Bu ayrım, alacağın devrindeki alacaklı değişikliğinden de farklıdır.
TBK m.195/1 uyarınca iç üstlenme sözleşmesini yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girer.
TBK m.196/1 borçlunun yerine yenisinin geçmesini ve borçtan kurtarılmasını, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeye bağlar.
Dosyayı okurken yalnız ödeme taahhüdünü değil, kimin kime karşı hangi beyanı verdiğini de kaydedin. Örneğin iki kişi arasındaki masraf paylaşımı yazışması, alacaklının hangi ilişkiye taraf olduğunu kendiliğinden açıklamaz. Kabulün ve sözleşmenin kapsamı somut belgeler üzerinden değerlendirilir. Bu kontrol, borcun üstlenilmesini kefalet veya yalnız ödeme aracılığıyla aynı işlem sayma hatasını önlemeye yöneliktir; belgenin hukuki niteliği başlığından ibaret değildir.
Faiz türünü belirleyin: sözleşme faizi ve temerrüt faizi
Bir borç dosyasında faiz sözcüğünün geçmesi, tek bir oran ve tek bir başlangıç tarihi bulunduğunu göstermez. Önce istenen faizin niteliği, sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı ve borcun hangi tarihlerde doğduğu araştırılır. Burada güncel sayısal faiz oranı veya dosyaya özgü faiz hesabı verilmiyor.
TBK m.88/1 sözleşmede yıllık faiz oranı kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre oran belirlenmesini öngörür.
TBK m.120/1 sözleşmede yıllık temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre oran belirlenmesini öngörür.
Bu iki hüküm güncel oranı ezberden seçme yöntemi değildir. Faizin dayanağı, uygulanacak özel hükümler ve ilgili tarih araştırılmadan örnek bir yüzde bütün borç ilişkilerine taşınmamalıdır. Hesap hazırlığında ana para, faiz türü, başlangıç olayı, sözleşme hükmü ve incelenen tarih aralığı ayrı sütunlarda tutulabilir. Ticari işlerdeki ayrı değerlendirme için mevcut ticari iş ve faiz rehberine geçilebilir. Yapay zeka ile hazırlanan hesap tablosu da aynı belge ve mevzuat kontrolüne tabi bir çalışma çıktısıdır.