Ceza muhakemesi hukuku, bir suç işlendiği iddiasıyla başlayan soruşturma ve kovuşturma faaliyetlerinin usul ve esaslarını düzenler. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), bu sürecin hangi evrelerden geçtiğini, hangi makamın hangi işlemi yapacağını ve şüphelinin ya da sanığın hangi haklara sahip olduğunu belirler. Bu rehber, CMK'nın maddelerine bağlı kalarak soruşturma ve kovuşturma evrelerini, koruma tedbirlerini, hüküm türlerini ve kanun yollarını açıklar. Amaç, dosyayı takip eden kişinin hangi aşamada hangi hukuki sonucun doğduğunu görebilmesidir.
Soruşturma ve kovuşturma: CMK m.2'deki ayrım
CMK m.2, muhakemenin temel kavramlarını tanımlar. Soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir; kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder. Aynı maddeye göre Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi şüpheli, kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi sanıktır. Bu ayrım yalnız bir adlandırma meselesi değildir; hangi evrede olunduğu, hangi kararı kimin verebileceğini ve hangi kanun yolunun açık olduğunu doğrudan etkiler.
Soruşturma evresi: Cumhuriyet savcısının görevi
CMK m.160 soruşturmanın çerçevesini çizer. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar ve şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Yani soruşturma tek yönlü bir iddia toplama süreci değildir; lehe delilin toplanması da kanuni bir görevdir. Bu yükümlülük, savunmanın dosyada fiilen görünmesinin ilk güvencesidir.
Yakalama ve gözaltı süreleri
CMK m.90 yakalamayı düzenler. Kişiye suçu işlerken rastlanması, suçüstü fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hâllerinde herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir. Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahiptir. Kolluk görevlileri yakalanan kişiye kanuni haklarını derhâl bildirir.
Gözaltı m.91'de düzenlenir. Yakalanan kişi Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez ve gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. Gözaltına alma, tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.
Müdafi: hangi hâllerde istem aranmaz?
CMK m.150'ye göre şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir; müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da aynı hüküm uygulanır. Bu düzenleme, savunmanın yalnız talep üzerine değil kanun gereği de dosyada bulunmasını sağlar.
Koruma tedbirleri: tutuklama ve adli kontrol
Tutuklama CMK m.100'de sayılan koşullara bağlıdır. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan tutuklama kararı verilemez. Madde, tutuklama nedenlerini de sayar: şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma.
Süreler m.102'de kademelidir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; uzatma toplam üç yılı, sayılan suçlarda beş yılı geçemez. Ayrıca Soruşturma evresinde tutukluluk süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, giren işlerde bir yılı geçemez. Uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
Adli kontrol m.109'da düzenlenir. Tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Madde, yurt dışına çıkamamak, hâkim tarafından belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak, silah bulunduramamak veya taşıyamamak gibi yükümlülükleri tek tek sayar. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
İddianame ve kovuşturmanın başlaması
Kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir (m.170). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler. Madde, iddianamede yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman diliminin, suçun delillerinin ve uygulanması gereken kanun maddelerinin gösterilmesini; sonuç kısmında şüphelinin yalnız aleyhine değil lehine olan hususların da ileri sürülmesini emreder.
Kovuşturmanın başlangıcı m.175'te açıktır. İddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Uygulamada en sık karışan nokta, iddianamenin düzenlenmesi ile kabulünün ayrı işlemler olduğudur; kovuşturma iddianamenin düzenlenmesiyle değil, kabulüyle başlar ve kişi bu anda sanık sıfatını alır.
Duruşma: aleniyet, çocuk sanıklar ve delil takdiri
CMK m.182'ye göre Duruşma herkese açıktır; genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde duruşmanın kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Kapalılık kararının gerekçesi ile hüküm açık duruşmada açıklanır. Ayrıca Sanık onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
Delillerin değerlendirilmesi m.217'de düzenlenir. Hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir ve yüklenen suç hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Bu iki cümle birlikte okunduğunda delil serbestliğinin sınırsızlık anlamına gelmediği görülür: hukuka aykırı elde edilen delil ispat aracı olarak kullanılamaz.
Hüküm türleri ve beraat
m.223'e göre duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir; Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür. Beraat kararı; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, failin kast veya taksirinin bulunmaması, bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması veya yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde verilir. Son bent, ispat yükünün sanığa yüklenemeyeceğini gösterir: şüphe varsa beraat edilir.
Aynı madde, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, zorunlu hâl, cebir veya tehdit etkisi, meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması gibi hâllerde ceza verilmesine yer olmadığı kararını; etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret ve fiilin haksızlık içeriğinin azlığı hâllerinde de aynı kararı düzenler. Beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararının hukuki sonuçları farklıdır; bu ayrım özellikle sonraki uyuşmazlıklarda önem taşır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
m.231 hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenler. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve zararın tamamen giderilmesi gerekir. Kurum, 16 Temmuz 2026 tarihli kanun değişikliğiyle yeniden düzenlenen metniyle uygulanır; süre ve koşullar bakımından dosya bazında güncel metin kontrol edilmelidir.
Kanun yolları: istinaf ve temyiz
m.260 kanun yoluna başvuru hakkını düzenler. Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar için kanun yolları açıktır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir (m.272); ancak onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir ve madde metninde sayılan bazı hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz. İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır.
Temyizde süre de iki haftadır. Temyiz istemi de hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Her karar temyiz edilemez. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir; ancak madde metninde sayılan hâllerde temyiz yoluna başvurulamaz. Bu nedenle kanun yoluna başvurmadan önce hükmün niteliği ve miktarı kontrol edilmelidir.
Bu rehber hangi soruya cevap verir?
Bu sayfa, CMK'nın ilgili maddelerini madde numarasıyla birlikte veren bir başvuru metnidir: koruma tedbirlerinin süreleri, hüküm türleri ve kanun yollarının süreleri tek yerde toplanmıştır. Dava dosyasının evre evre nasıl ilerlediğini, hangi belgenin hangi aşamada okunacağını ve belge kontrol listesini arayan okur için ceza davası süreci rehberi daha uygun bir başlangıçtır. İki metin birbirinin yerine geçmez; biri süre ve oran bilgisini, diğeri dosya takibini öne çıkarır.
Sık karışan noktalar
- Gözaltı ile tutukluluk aynı şey değildir. Gözaltı soruşturma evresinde, savcılık kararıyla ve saatle sınırlı bir tedbirdir (m.91); tutuklama hâkim kararı gerektirir ve süreleri m.102'de kademelidir.
- İddianamenin düzenlenmesi kovuşturmayı başlatmaz. Kovuşturma iddianamenin kabulüyle başlar (m.175); kişi bu anda sanık sıfatını alır.
- Adli kontrol, tutuklamanın hafifletilmiş hâli değil alternatifidir. m.109, tutuklama sebepleri varsa tutuklama yerine adli kontrole karar verilebileceğini söyler.
- Beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı farklı kararlardır. Dayanakları m.223'ün farklı fıkralarında ayrı ayrı sayılmıştır.
Kaynaklar ve editoryal kontrol
Bu rehberdeki maddi bilgiler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun resmî metnine dayanır. Kanun metni 20 Ekim 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı/UYAP üzerinden alınmış ve gösterilen madde numaralarıyla karşılaştırılmıştır. Kanonik Mevzuat Bilgi Sistemi bağlantısı aşağıda verilmiştir; bu ortamdan PDF erişimi doğrulanamadığı için "kanonik PDF doğrulandı" iddiası yoktur. Metin bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş değildir; somut dosyada güncel mevzuat ve içtihat ayrıca kontrol edilmelidir. Otomatik editoryel kontrol bağımsız insan hukukçu onayı değildir.
Genel usul haritasından sonra belge okuma ve duruşma hazırlığına geçmek için müdafi yetkileri ve savunma hazırlığı rehberine bakabilirsiniz.
Koruma tedbiri kararını dosya kronolojisinde ayrı izlemek için tutuklama kararına itiraz rehberindeki süre, merci ve gerekçe okumasına bakabilirsiniz. Tutukluluk incelemesi ile salıverilme talebine ilişkin belgeleri bu okuma sırasında ayrı notlarla eşleştirin.