İçeriğe geç

Adli Kontrol Tedbirleri: Yurt Dışı Yasağı, İmza ve Konutu Terk Etmeme (2026)

Adli kontrol nedir, hangi yükümlülükleri içerir? İmza, yurt dışı yasağı, kararın değiştirilmesi ve inceleme sürecini CMK kaynaklarıyla öğrenin.

6 dk okuma (1.057 kelime)

Editoryal kontrol: Hukuk AI Editöryel Kurulu ·

Kontrolün kapsamını ve kaynakları inceleyin

Editöryel inceleme (yayın standardına yükseltme) — 5271 sayılı CMK m.100, 109-113 mevzuat.gov.tr resmî metninden (tertip 5 PDF, erişim 2026-07-26) birebir doğrulandı. Uydurma bir yayın şartı kaldırıldı: 'adlî kontrol için suçun alt sınırı 3 yıl olmalı' kanunda yoktur. Yükümlülük listesinin fıkrası (109/2 değil 109/3) ve bent sayısı (14 değil 12) düzeltildi; konutu terk etmeme, silah, tedavi, güvence ve yerleşim bölgesi bentlerinin harfleri düzeltildi; listede hiç bulunmayan 'belirli kişilerle görüşmeme' bendi kaldırıldı. Savcının 24 saatlik onay yoluyla karar verdiği iddiası (m.110/1 aksini söyler) ve ihlalde m.110 atfı (doğrusu m.112) düzeltildi. Atlanmış m.109/4, m.109/6, m.110/4, m.111 ve m.113 hükümleri eklendi

Kaynak kontrolü, kişiye özel hukuki görüş veya bağımsız hukukçu onayı anlamına gelmez. Bu rehberin kaynakçasını ve yayın ilkelerini inceleyin.

BLUF: Adlî kontrol, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.109-113'te düzenlenen ve tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Ölçüt, m.100'deki tutuklama sebeplerinin varlığıdır; kanunda "suçun alt sınırı şu kadar olmalı" biçiminde bir şart yoktur. Yükümlülükler m.109/3'te on iki bent hâlinde sayılmıştır. Karar, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla verilir; devamı en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen hakkında hapis cezasının süresine bakılmaksızın tutuklama kararı verilebilir.

Adlî Kontrol Nedir, Hangi Ölçütle Uygulanır?

Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü tutuklamaya göre daha az kısıtlayarak ceza muhakemesinin yürütülmesini güvence altına alan bir tedbirdir. Kanun ölçütü doğrudan tutuklama sebeplerine bağlar:

Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

Buradaki gönderme m.100'edir: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez. Dolayısıyla adlî kontrolün uygulanabilmesi için kanunda bir ceza alt sınırı şartı aranmamıştır; bu yönde yaygın olarak dolaşan bilgi kanun metniyle desteklenmemektedir. Kanun ayrıca kapsamı genişletir: kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Kanun iki özel grup için de tutuklama yerine adlî kontrolü açıkça mümkün kılar: ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek derecede ağır hastalık veya engellilik hâlindeki şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüpheli.

m.109/3'teki On İki Yükümlülük

Yükümlülükler kanunda m.109/3'te sayılmıştır (m.109/2 tutuklama yasağı öngörülen hâllere ilişkindir) ve bir veya birden fazlası birlikte uygulanabilir:

Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

  • a) Yurt dışına çıkamamak.
  • b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
  • c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
  • d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
  • e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
  • f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
  • g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
  • h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
  • i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
  • j) Konutunu terk etmemek.
  • k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
  • l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Uygulamada en sık karşılaşılanlar (a) bendindeki yurt dışına çıkma yasağı, (b) bendindeki düzenli başvuru (imza) yükümlülüğü ve (j) bendindeki konutu terk etmeme yükümlülüğüdür. Bent harflerinin doğru kullanılması önemlidir; örneğin konutu terk etmeme (j), yerleşim bölgesini terk etmeme (k) ve belirlenen yer veya bölgelere gitmeme (l) bentleri 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla eklenmiştir. (d) bendindeki taşıt kullanma yasağında kanun bir esneklik tanır: hâkim veya Cumhuriyet savcısı, şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

Güvence (Kefalet) Neyi Karşılar?

Güvence yükümlülüğü yalnızca bir teminat yatırma işlemi değildir; kanun güvencenin hangi amaçlara hizmet ettiğini ve ödeme sırasını belirler. Güvence, şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunmasını sağlar. Ödemeler bakımından ise kanuni bir sıra vardır: önce katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme ile nafaka borçları; sonra kamusal giderler; en son para cezaları. Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.

Kararı Kim Verir, Nasıl Değiştirilir?

Karar yetkisi kanunda açıkça paylaştırılmıştır:

Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

Yani Cumhuriyet savcısı adlî kontrol kararı vermez, ister; karar sulh ceza hâkimine aittir. Kovuşturma evresinde ise aynı hükümler görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından uygulanır. Hâkim, savcının istemiyle şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Şüpheli veya sanığın kendi istemi de bir yol açar: istem üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar verebilir. Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Zorunlu Dört Aylık İnceleme

Adlî kontrolün süresiz biçimde sürüp gitmesini engelleyen hüküm m.110/4'tür:

Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Bu inceleme kovuşturma evresinde re'sen yapılır; ayrıca talep şartına bağlı değildir.

Yükümlülüğün İhlali

Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

Bu hüküm m.112'de yer alır. Dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır: ihlalin isteyerek gerçekleşmiş olması aranır ve hükmedilebilecek hapis cezasının süresi bir sınır oluşturmaz. Aynı hüküm, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adlî kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir.

Adlî Kontrolde Geçen Süre Cezadan Mahsup Edilir mi?

Bu, tedbirin en çok yanlış anlaşılan yönüdür. Kanunun kuralı olumsuzdur:

Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez.

Kanun bu kurala iki istisna tanır ve istisnalar tam olarak (e) bendindeki tedavi/muayene tedbirleri ile (j) bendindeki konutu terk etmeme yükümlülüğüdür. Yani ev hapsi niteliğindeki konutu terk etmeme ile hastaneye yatmayı da içeren tedavi tedbirlerinde geçen süre bakımından mahsup gündeme gelirken, örneğin yurt dışına çıkma yasağı veya imza yükümlülüğünde geçen süre cezadan düşülmez. Bu ayrım, tedbirin hangi bende dayandığının neden önemli olduğunu somut biçimde gösterir.

Bu rehber 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mevzuat.gov.tr üzerindeki resmî metnine dayalı genel bilgilendirme sunar. Adlî kontrol kararının ölçülülüğü, hangi yükümlülüğün seçileceği ve itiraz stratejisi somut olaya bağlı olduğundan yetkili bir hukukçu değerlendirmesi gereklidir; bu metin hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Genel çerçeve ve yargılama akışı için ceza hukuku temelleri rehberimize, bilişim suçlarında tedbir uygulaması için siber suçlar savunması rehberimize bakabilirsiniz.

Adli kontrolü bir tutuklama dosyasıyla birlikte araştırırken tutuklama kararına itiraz ve tutukluluk incelemesi rehberini de okuyabilirsiniz. Kararın gerekçesini, uygulanacak yükümlülüğü ve müdafiinize yönelteceğiniz soruları ayrı satırlarda hazırlamak belge karşılaştırmasını kolaylaştırır.

Kaynakça ve Referanslar

Bu rehberin yayımlayıcısı: Hukuk AI

Hukuk AI (HukukAI), resmî sitesi hukukai.net ve web uygulaması app.hukukai.net olan hukuk araştırması ve dilekçe taslağı aracıdır. İçtihat ve mevzuat araştırmasına destek verir; çıktılar güncel resmî kaynaklardan ayrıca doğrulanır.

Bu makale genel hukuki bilgilendirmedir; ürün bilgisi ve güncel kapsam için Hukuk AI resmî ürün referansını inceleyin. Makaledeki hukuki açıklamaları yukarıdaki asıl kaynaklardan kontrol edin.

Hukuk AI hukuk yapay zeka asistanını ve ücretsiz ve Profesyonel planlarını ana sayfada inceleyin.

Araştırılan usul veya karar konusunu açıkça yazın; karar künyesini ve somut olayla ilgisini asıl metinden kontrol edin.

Ceza Hukuku konusu için İçtihat Arama ve Emsal Karar Araştırması hazırlığını inceleyin

Başka bir amaçla araştırıyorsanız araç seçimi karşılaştırmasına bakın. Kaynakları doğrulamadan çıktıyı kullanıma hazır kabul etmeyin.

Hemen Başlayın — Ücretsiz Plan

Sıkça Sorulan Sorular

Adlî kontrol için suçun cezasının alt sınırı önemli mi?▾
Hayır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.109'da böyle bir alt sınır şartı yoktur. Kanunun ölçütü m.100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığıdır: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunmalıdır. Ayrıca kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adlî kontrol yükümlülükleri hangi maddede ve kaç tanedir?▾
Yükümlülükler m.109'un üçüncü fıkrasında on iki bent hâlinde (a-l) sayılmıştır. Maddenin ikinci fıkrası ise tutuklama yasağı öngörülen hâllere ilişkindir. Bir veya birden fazla yükümlülük birlikte uygulanabilir.
Konutu terk etmeme yükümlülüğü hangi benttedir?▾
m.109/3'ün (j) bendidir. Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek (k) bendinde, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ise (l) bendinde düzenlenmiştir. Bu üç bent 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Adlî kontrol kararını Cumhuriyet savcısı verebilir mi?▾
Hayır. m.110/1 uyarınca şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. Savcı karar vermez, ister. Kovuşturma evresinde aynı hükümler görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından uygulanır.
Adlî kontrol ne kadar sürer, düzenli olarak incelenir mi?▾
m.110/4 uyarınca yükümlülüğün devamının gerekip gerekmeyeceği en geç dört aylık aralıklarla incelenir; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise re'sen mahkeme karar verir. Şüpheli veya sanık da istemde bulunabilir; bu hâlde hâkim veya mahkeme, savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir. Kararlara itiraz edilebilir.
Adlî kontrolü ihlal edersem ne olur?▾
m.112/1 uyarınca adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Aynı hüküm, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adlî kontrol tedbirinin ihlalinde de uygulanabilir.
Adlî kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü?▾
Kural olarak düşülmez: m.109/6 uyarınca adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Kanun bu kurala iki istisna tanır ve bunlar (e) bendindeki tedavi veya muayene tedbirleri ile (j) bendindeki konutu terk etmeme yükümlülüğüdür.

Bunları da Okuyun